Jagland; OHAL Komisyonu Hızlı Çalışıyor

OHAL İşlemleri İnceleme Konseyi’nin, AK’nin telkiniyle kurulduğunu belirten Jagland, şu ana kadar 107 bin başvuru yapıldığını hatırlatarak, “Çok ağır bir yük. Ne kadar süreceğini söylemem mümkün değil ama çalışabildikleri kadar hızlı çalışıyorlar” dedi.

Hürriyet’ten Güven Özalp’ın haberine göre, Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda konuşan Jagland, AYM kararlarına uyulmaması halinde AİHM’nin devreye gireceği uyarısında bulundu.
Türkiye’de AYM’ye bireysel başvuru hakkının çok önemli olduğunun, AİHM’nin Avrupa Konseyi üyesi ülkelerdeki yargı unsurlarının yerine geçme durumunun söz konusu olmadığının altını çizen Jagland, “AYM kararlarına saygı gösterilmezse bu mahkemeye yapılan başvuruların tamamı doğrudan AİHM’ye gelir. AİHM, AYM’nin artık etkili bir iç hukuk yolu olmadığı sonucuna varırsa bu dosyalar hakkında karar verir” dedi.

AİHM’nin 20 Mart’ta açıklayacağı karara dikkat çeken Jagland, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS), Türkiye’yi hukukun üstünlüğü sınırlarının içinde tutup tutamayacağının tartışıldığı bir noktada önemli bir karar olacak” diye konuştu. Kararın nasıl çıkacağına bakmak gerekeceğini vurgulayan Jagland, AİHM’nin bağımsız, tarafsız şekilde ve içtihadına uygun hareket edeceğinden herkesin emin olması gerektiğini ifade etti.

Jagland, Türkiye’yi hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında bazı sınırlar içinde tutma konusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en önemli unsur olmayı sürdürdüğünü belirtti.

OHAL İşlemleri İnceleme Konseyi’nin, AK’nin telkiniyle kurulduğunu belirten Jagland, şu ana kadar 107 bin başvuru yapıldığını hatırlatarak, “Çok ağır bir yük. Ne kadar süreceğini söylemem mümkün değil ama çalışabildikleri kadar hızlı çalışıyorlar” dedi.

Jagland, bu mekanizmanın etkili bir iç hukuk yolu olup olmadığına ancak emsal bir davada karar alacak AİHM’nin karar verebileceğini söyledi.

1 yorum

  1. Yorumlara yansıyan acıları ve gittikçe acılaşan feryadları okudukça feto mundarının nalet şikirine (suratına) ve o deyyusun artığı çorbacı gaşşıkcı kamuflajlı bilumum bukalemun besleme maklubeci eniklerinin naletliklerine karşı NALLANMIŞ (Nörodol-Largactil-Akineton karışımı ya da çağdaş muadillleri; Mazhar Emmiden bugünlere beton iğnesi diye de adlandırılagelen) kafamdan şunlar geçiyor: Gerçek mağdur, gerçek masum sevgili gardaşlar, bacılar! Bu feto mundarı ve şimdinin kamuflajlı bukalemun Lucifer tohumu artıkları şuna inanıyorlardı: “Melmeketin üstüne “gökten yıldırım gibi düşeceklerine”. Amma! gurban olduğum Rahmet-i Rahman bu topraklara olan kereminin nişanesi olarak Çukurkuyu’lu bir Ömer çıkardı bu Lucifer tohumlamalarının karşısına. Hemi de Halis olanından. “Bu vatanın kulu Türkoğlu Türk”; Betlik yazısının goyuklarında gönü kavrulmuş yörük benizli dini cinsi ulu bir atanın evladı. “Yıldırım gibi bu milletin üzerine gökten düşeceklerine” inanan feto Luciferinin piçlerini kıç üstü oturtan.
    İşte bu feto Luciferinin artığı gizli besleme piçleri marifetiyle taammüden ve akla hayale gelmez gancıklıklarına eş tezgah ve kurgularıyla at izi it izine karıştırılarak hayatı alt üst edilmiş bir delinin NALLANMIŞ zihninin yolaklarından dökülenlerdir bunlar…. Dökülenlerin İçinde en ufak bir yalan, gerçekdışı bir durum, feto ibinesinin takıyesine benzer bi takıye, acındırma gücendirme ve başkaca kapalı-açık bir niyet yahut da tarafımca başka belleklere yönelik açık-gizli bir gönderim amaçlanmışsa haksız yere çektiğim bütün saf acıma çocuklarımın biricik, eşşiz (unique) acılarını da katarak diyorum ki “bu feto ibineleri türünden bir hile, sinsilik, yalan dolan varsa alemin en büyük İBİNESİ (özür dileyerek yazdım herkesten mazur görün lütfen!) olayım. Tek bir gayem var o da şudur: Bu vatana olan ezeli, ebedi ve hiçbir şartta değişmez kulluğumun feto piçlerinin at izini it izine karıştırmasıyla sigaya çekilmesine karşı açıklama ve izah sunmaktır Devletime ve Milletime. Yüce Yaradana binlerce kez şükürler olsun ki başLucifer Tohumu feto piçlerinin amaçlı ihbarlarıyla hakkımda ayrı ayrı açılan soruşturmalar takipsizlikle (4 kyok kararı) kapatıldı ve üstüne üstlük teftiş heyetinin idari incelemesi de amirimin hakkımdaki ihraç teklifinde hukuksuzluk olduğunu da raporladı. Klasörler dolusu evrak ve inceleme sürecini gösterir belgelerle. Gelin görün ki bir satır olumlu görüş bildirip dönüş yazımı yazmadı üst kuruma amir ve sıralı bağlıları. İşte bu nedenle gerçek mağdur gerçek masum mağduroğlu mağdur gardaşlar bacılar dayanın Sevgili Cumhurbaşkanımız bu mendeburların kamuflajlı maskesini indirinceye gadar dayanın ben bu devletin milletin kuluyum gurbanıyım Atalarımdan bu yana… Can vermeden akıl yitirecek gibi olsam da vatanda gözüm tek: o da mezer toprağımdır. Vatana, millete, dine ve devlete olan arımdandır bu delidolulanmalarım. Bağışlayın bir kusur varsa sevgili okuyucular…

    NALLANMIŞ kafayla da olsa bu yazdıklarım, en azından şurası bir gerçektir: Arından deliye dönerek NALLADIĞI bir zihinle bile derin, sarsılmaz ve yenilmez bir vecdle vatan, millet, devlet ve din yolunun fedailiğinden şaşmayan bir iradenin haykırışı ve uluyuşudur. Kime karşı neye karşı: feto başLuciferi ve iz sapıtan, karıştıran tohumlarının mundarlığı ve hunharlığına karşı: “İnsanlığın zaman içinde edindiği ve inşa ettiği bütün sınırları ve ölçüleri, ortak bütün referans ve değerleri inkar ederek ve yıkarak var olan adlandırılamaz bir alçaklık çökeltisi. İnsanın iyiliği ve yüceliği ile ilgili bütün inanç ve beklentileri, kurduğu bütün hayalleri tek seferde ortadan kaldıracak denli güçlü, pis bir tortu. İnsanın en kıymetli kapasitelerini; vicdanı, yumuşak kalpliliği, nezaketi, acıma hissini, iyi niyeti, bağışlamayı, merhameti toptan iptal ederek nerede duracağı tümüyle belirsiz taş kalpli ve zalim bir yaratık. Onun mide bulandırıcı sureti (şikiri).
    Benzersiz, rakipsiz, yırtıcı saf kötülük… başLucifer feto ve eniklerinin memleketin üstüne ‘yıldırım gibi gökten düşecekleri’ sanrısına kapılmış olmaları. Uyandırdığı dehşet duygusu bundan, onu kavramaya yarayacak hiçbir araca sahip olamayışımızdan. Canavarca bir itkinin, kara bir nefretin kendisini indirgeyebileceğimiz, kıyaslayabileceğimiz sıradan ve bildik hiçbir zemine izin vermeyen radikal feto başLuciferi ve tohumlarının kötülüğü.
    ‘diğer yandan’ Bunları da gördük ya ahir ömrümüzde… acıyla içi boşalmışların acılarına karşı şeytani bir zevkle zevklenenleri… İnsan olana bundan daha büyük bir zulüm, daha büyük bir ıstırap nedir ki başka?”

    dayanıp sabretmek zor iş. Umudum o ki Sayın Cumhurbaşkanımız ve gerçek Devlet adamlarımız bu türlü manipüle müteselsil alçaklıklara dikkat kesilecekler ve bu tip gancıkların topunun hak ettiği cezayı kesecekler misliyle evelallah! Vatanın, milletin, devletin ve dinin kulu Türkoğlu Türkün tek sermayesi arı, namusu ve şerefidir. Akıl başda kaldıkça taşıyacam mertçe inşallah. Giderse de hani bi laf var bizim köyün güngörmüş atalarının dilinde; yaylalarda yazılarda dillendirilen… “deliyi ne sev ne sevil!” diye…

    Suçsuzluğumu belgeleyen bes yargı kararı (elbette feto artığı besleme kurum yöneticim ve tetikçilerinin iftiraen peşi sıra şikayetleri ve bunlara verilen ayrı ayrı takipsizlikler ve dosya içerisindeki adli inceleme araştırma ve her türlü sorgulamayı gösterir evraklar ve ilaveten ihracıma gerekçe gösterilen kurum idari soruşturma dosyası evraklarının tümü de dahil) ve diğer benzer bilgi ve belgelere ve müfettişlerin hakkımdaki olumlu raporuna rağmen göreve dönememiş biri olarak samimiyetle söylüyorum ki arkadaşlar akıl havalanıp baştan gitmesin bir delilik haliyle cinnet geçirmeyim diye dua ediyorum. Kazası olmayan tek şey olan: ‘vatan haini olmak’ iftirasına ve ithamına maruz kaldım. Ulu orta gözaltına alındım ve ben gözaltına alındığım gün fetö beslemeleri kurum yöneticim ve tetikçileri, eski mesai arkadaşlarıma aldırdık onu artık çıkamaz diye caka satıp onları da tehdit etmişler. Allahın işine bakın ki Sayın Savcılık Makamları kendilerine sevkedilmeksizin emniyetten ifadeden salıverilmemi talimat vermiş kolluk kuvvetlerimize. yurtdışı çıkış yasa adli kontrolüyle. Şükür şimdi pasaport tahditim ve yurtdışı çıkış yasağım kaldırıldı başsavcılık karar ve talimatlarıyla.
    Aklı fikri korumak için ben hapa dadandım. Uzman doktor bi poşet veriyo ben de uyusturuyom elimi ayamı bi aza kazası çıkmasın diyi tavuk kimin. Hain yaftasıyla yaşamak ölümden beter zati. Dini cinsi belli olan bu vatanın kulu Türkoğlu Türk için. Serde iman olmasa iş kolaydı. Ne çare! çare de değil gerçi! Yine haplamaya devam zihin varlığının beden hapsanesini, bir tür NALlama işte… Mazar Osman Emmiyi de anmadan geçmeyelim bu arada. Ruhu şad olsun!. Beni gahpelikle attıran kurum yöneticisi ve tetiktiçileri döndürülmemem için yine gahpece fetovari usulle namertlik peşindeler durmaksızın bu aralar. Gaza çıkmasın deyi hapa yani NALlanmaya devam. Allah cümle gerçek mağdura sabır versin aklını korusun…
    İşte gardaşlar ay ıssızı gecede Tanrıdan dileğimdir. Gurban olduğum Yüce Yaradan beni gahpelikle bu derdlere koyan gidinin feto maklubecisi şimdininse gaşşık deviren çorbacı binbir surat kurum yöneticim ve tetikçilerine gözlerimi düşürmeden canım alma. Doğrudur Felek çakmağını üstüme çaktı (https://www.youtube.com/watch?v=ViFQeH3Lw2M) onulmaz derde saldı beni elbet. Lakin Musa Babanın yine dediği gibi (https://www.youtube.com/watch?v=uslP5ts4s6U) beni bu derde salan gancık feto artığı beslemelere gözümü düşürmeden Cenab-ı Allah beni gara toprağa düşürmesin. Bu derdi bilen gelsin arkadaş HERŞEYİN KAZASI VAR, NAMAZIN BİLE, TEK VATAN HAİNLİĞİNİN (VE ŞEREFSİZ GAHBE İFTİRANIN) KAZASI YOK! Bundandır bu derdi bilen gelsin deyişim (https://www.youtube.com/watch?v=S4Pg2f1lPpc).
    feto artığı gizli besleme amir iz sapıtmasıyla harcandım ve yine diyorum samimiyetle ve özümden… sanrısal güçleri olduğuna vehmeden, vehmedilen feto ve o mundarın sanrısallıkları olmasaydı ve bitakım dış güçlerin kullanabileceği bu türden sanrısallıklar da bulunamasaydı kim hangi bahaneyle gelip benim memleketime kan; ekmeğime zehir düşürebilirdi. Rahmetli Erbakan Hoca için bu nalet feto mundarı vaktiyle ne demişti 28 şubat tozu dumanında: “kucağındaki taşı Sayın Erbakan ayağına düşürmüş ondan ciyak ciyak bağırıyo diye”… ben yılmadan sabırla anlatacam bu mundarın mundarlıklarını: “Ülen deyus-ı muazzam feto, Rahmetli Erbakan Hoca taşı kendi ayağına düşürdü miletin çolunun cocuğunun ocana bucana değil. Rametli Demirel de öyle. Amma feto naleti ne yaptı melmeketin başına “yıldırım gibi düşeceği” sanrısına kapıldı ve vatanın dört bucağını derde saldı mundar feto yavsa! Çünkü onun bilgi kaynakları ta baştan beri farklıydı bu memleketinkinden:

    “Ey parlak yıldız, seherin oğlu, Göklerden nasıl da düştün! Ey ulusları ezip geçen, Nasıl da yere yıkıldın! ( Yeşaya 14-12)

    Quomodo cecidisti de caelo, lucifer, fili aurorae?
    Deiectus es in terram, qui deiciebas gentes,…”

    Luka 10-18

    İsa onlara şöyle dedi: “Şeytan`ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm”

    İşte gerçek mağdur ve masum gardaş ve bacılar bu başLucifer ve tohumlarının sanrısal bozukluklarının ne menem aşağılık bişey olduğuna ve memmeketi nasıl yangın yerine çevirdiklerine dikkat kesilelim lütfen!
    Saygılar…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*