Almanya’da 1990 yılında ihraç edilen 600bin Kamu Çalışanı ve Türkiye’deki Durum

KHKler Türkiyesinde Savunma Paneli Raporundan

Son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı ve onun Başdanışmanı, bu konuda bazı açıklamalar yapıyorlar. Bu tür tasfiyelerin sadece bizde olmadığını, doğu blokunun yıkılmasından sonra, Doğu Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya?da da yapıldığını söylüyorlar. Evet, yapıldı. Ancak iki Almanya birleşirken, Birleşme Anlaşması’nda bu tenkisatın çerçevesini belirlediler ve keyfi olmaması için gereken kuralları koydular. Bu Anlaşmaya göre, “STASİ” yani “Doğu Almanya istihbarat örgütünün ve Devlet Güvenlik Bakanlığının görevlileri kamuda çalışamaz”denildi ve her eyalet kendi çıkardığı kanunlarla bu süreci düzenledi.

Aynı süreç, post komünist dönemde bazı Doğu Avrupa ülkelerinde de yaşandı. Polonya ve Slovakya’da kamu görevlilerinin tasfiyesi üzerine yapılan başvurularda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çeşitli kararlar verdi. Bu dönemde Polonya?da çıkarılan ?temizlik kanunu? sonrasında, başvurucu Matyek ihracına yol açan bu durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine götürünce, Mahkeme şunu söyledi: “Eğer ihraca yol açan belgelere ulaşım hakkı yoksa silahların eşitliği ilkesi de yoktur. Sözleşmenin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.”Polonya karşı yapılan bir diğer başvuruda da bu içtihat aynen tekrarlandı.

Slovakya’da bu kez Turk davasında, Çekoslovak kamu emniyet kuruluşlarınca tutulan raporlarda ajan olarak gösterilen ve iş sözleşmesi sona erdirilen kişi, yaptığı başvuru sonucunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kez özel yaşamın korunmasına ilişkin maddenin ihlalini saptadı ve bu hakka yönelik müdahaleye karşı korunmasını sağlayan bir prosedür olmadığı için, yani etkin yargı yolları öngörülmediği için, Sözleşme’nin ihlaline karar verdi.

Kamudaki tasfiyelere ilişkin şu hususun da belirtilmesinde yarar var. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, 1096 sayılı ilke kararıyla bu tür bir tasfiyenin olabileceğini; fakat kamu görevlilerinin bu şekilde ihracında masumiyet karinesi ve mahkemeye erişim hakkına mutlaka riayet edilmesi gereğini ve bu temizleme faaliyetinin amacının hiçbir şekilde ceza hukukunun konusuna giren bir yaptırım olmayıp, sadece demokratik düzeni tesis etmek olduğunu vurgulamaktadır.

Daha fazlası için raporun tamamı http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/592.pdf

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*