Venedik Komisyonu OHAL Komisyonu Görüşü Yayımlandı

Venedik komisyonu, 13 Mart 2017 tarihli raporunda KHK’lerin medya özgürlüğüne ilişkin raporunun 8. Bölümünde 685 sayılı KHK ile kurulan Ohal İşlemlerini İnceleme Komisyonu hakkında eleştirilerini ve görüşlerini yer vermiştir.

Bu rapora göre;

VIII. Soruşturma komisyonunun oluşturulması (685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname)

83. Türkiye’de acil rejiminin en sorunlu yönlerinden biri olan Acil Kalan Kalan Kanun Hakları Komisyonunda vurgulandığı gibi, adli çözümlerin bulunup bulunmaması idi.
Mevcut görüş bağlamında, yakın zamana kadar, kanun hükmünde kararname ile doğrudan tasfiye edilen medya organlarının, mahkemelerde tasfiyeyle ilgili şikayette bulunup bulunamayacağı belirsizliğini ifade ediyordu.

84. Acil Durum Kanıtı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Kanunlarında, Venedik Komisyonu, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından, daha sonraki yargı incelemesine tabi olarak, bireysel görevden alınma davalarının incelenmesine ilişkin bağımsız geçici bir organın oluşturulmasına ilişkin önerisini desteklemiştir. Bu nedenle Venedik Komisyonu, Türk makamlarının bu durumu KHK’da Kanun Hükmünde Kararname ile düzeltmeye çalıştıklarını memnuniyetle karşılıyor. 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak hazırlanmıştır. Bu Kanun Hükmünde Kararnamede, acil durumlarda tüm işten çıkarma ve tasfiyeyle uğraşmaya yetkili 7 üyeli bir idari komisyon oluşturulmuştur. Ayrıca Söz konusu komisyonun aldığı kararlara karşı adli itirazda bulunmayı sağlar.91 Madde 2 (1) (c), KHK’nın bu kanaat konusuna da uygulanabileceğini açıklar.

85. Venedik Komisyonu bu gelecekteki ad hoc organını aşağıdaki şartlarda tarif etmiştir:
 “Bu organın temel amacı, tüm davalara bireysel muamele etmektir. Bu organ, adil yargı sürecinin temel ilkelerine saygı göstermeli, belirli kanıtları incelemeli ve gerekçeli kararlar vermelidir. Bu organ, bağımsız, tarafsız ve statükoyu geri yüklemek ve / veya uygun olan durumlarda yeterli miktarda tazminat sağlamak için yeterli yetkiye sahip olmalıdır. […]. “

86. Yeni oluşturulan soruşturma komisyonunun bu kriterleri karşılayıp karşılamadığı görülmelidir. Venedik Komisyonu, soruşturma komisyonunun 7 üyesinden 5’inin yöneticiyi atadığını, karar almak için yeterli çoğunluğun 4 üyesinin olduğunu gözlemliyor. Bir üye kendi kararıyla soruşturma komisyonundan kolayca çıkarılabilir (Madde 4). Soruşturma komisyonunun süresi iki yıl olacak; Bu süre zarfında bu komisyonun 130.000’den fazla işten çıkarmayı ve özel kuruluşların tasfiye edilmesi için binlerce davayı gözden geçirmesi bekleniyor. Sınav, dava dosyasındaki belgelere dayanarak, görünüşte ilgili kişinin katılımı olmaksızın ve kesinlikle halkın veya medyanın katılımı olmaksızın yapılır. Madde 6, yazılı bir prosedür bağlamında bile şeffaflığı etkilemek olarak yorumlanabilecek bir gizlilik hükmünü getirmektedir. Tasfiye edilmiş bir medya kuruluşunun davasını nasıl tartışacağı açık değildir, çünkü komisyona başvuruda bulunma esnasında kurum, yetkililerin ilk etapta tasfiye kararının altında yatan nedenlerden haberdar olmayacaktır. Dolayısıyla, ilgili idari birliklerin en azından başvuranlara ve soruşturma komisyonuna likidasyona neden olan sebepleri (gerçek unsurları da içeren) açıklama yükümlülüğünü getirmek gerekli olacaktır.

87. Komisyon kararları, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından tespit edilen Ankara idare mahkemeleri” ne başvurulmadan önce itiraza tabidir. Ancak, bu kararların gerekçeli, gerekçeli ve / veya basılı yayınlarla desteklenmesi şartı aranmaz. Dahası, soruşturma komisyonunun ne tür çözüm yolları verebileceğini netleştiremiyor; Özellikle statüko geri yükleme, malların iadesinin ve şirketin ticaret sicillerine geri yüklenmesinin gücüne sahip olup olmadığı.

88. Bu komisyonun büyüklüğü, bileşimi, görevi süresi ve işleyiş prensipleri bakımından tüm komisyonların tüm davalara bireysel muamele gösterip göstermeyeceği ve doğrulanabilir kanıtlara dayalı mantıklı kararlar verecek olup olmadığı görülmelidir. Bir idari mahkemeye (ve eninde sonunda Anayasa Mahkemesine) itirazın bu komisyonun kararlarına karşı olduğunu itiraf etmek çok olumlu. Ayrıca, bu soruşturma komisyonunun, bir mahkemeye itirazın olması şartıyla, bir adli makamın bütün özelliklerine sahip olması gerekmez. Ancak, komisyon makul ve bireyselleştirilmiş kararlar verebilme yetisine sahip değilse, neyin olacağını belirsizdir. Bu aşamada idari mahkemelerin ve Anayasa Mahkemesinin rolü belirsizdir. Komisyonun amacı etkin bir filtreleme mekanizması olarak hizmet etmek ve böylece yargı sisteminin dağılması için, bu komisyon acil kararname yasalarına ekli listelerden farklı bir sonuç üretme yeteneğine sahip olmalıdır. (OHAL KHK leri ekli listelere atıfta bulunmamalıdır.)

89. Son olarak, Venedik Komisyonu Türk yetkililerin yeni başlatılan planın zaman boyutuna dikkat çekmektedir; “Geciken adalet adalet değildir” sözü sıklıkla kullanılır, ancak bu durumda özellikle önemlidir. Soruşturma komisyonunun (henüz işletmeye başlamayan) potansiyel iş yükü çok büyüktür. Bu gibi durumlarda, tasfiye edilmiş medya organlarına ilişkin davalar, öncelikli muameleye tabi tutulanlar arasında olmalıdır. İlk olarak, bu tür bir karar çok sayıda kişiyi (özellikle çalışanlar ve medya organının sahipleri) etkiledi. İkincisi ve en önemlisi, bu davaların ilgili tüzel kişilerin sahipleri / çalışanları üzerindeki çıkarlarını aşan bir siyasi boyutu vardır. Bu hususlar, tarafların davalarını incelemek üzere bir hakimi ellerinde tutmadan önce soruşturma komisyonuna gitmeleri zorunluluğu göz önüne alındığında özellikle önemlidir. Türkiye’de özgür medya uzun süre etkili bir şekilde susturulursa, hukuk devletinin egemen olduğu demokratik devletin temelleri etkilenir.

90. Özetle, Venedik Komisyonu, yeni oluşturulmuş komisyonun, ancak bazı temel usul gerekleri yerine getirildiğinde, özellikle komisyonun doğrulanabilir kanıtlara dayalı gerekçeli kararlar vermesi durumunda, yararlı bir yasal mekanizma olacağını düşünmektedir.

Rapora ulaşmak için tıklayınız

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*