OHAL KHK’larının TBMM Tarafından Onaylanması Ne Anlam İfade Eder?

1982 Anayasası’nın 121. Maddesinde OHAL süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, KHK çıkarabileceği, bu kararnamelerin, Resmî Gazetede yayımlanacağı ve aynı gün TBMM’nin onayına sunulacağı hüküm altına alınmıştır.

Bilindiği üzere OHAL döneminde çıkarılan KHK’larda (26 adet) sadece OHAL’in gerekli kıldığı konulara yer verilmemiş, OHAL’in gerekli kıldığı konular dışında birçok konuda da düzenlemeler yapılmıştır. Öte yandan bu KHK’lar resmi gazetede yayınladığı gün TBMM’nin onayına da sunulmamıştır.

Belirtilen gerekçelerle OHAL KHK’larının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla bir siyasi parti (CHP) tarafından Anayasa Mahkemesinde (AYM) dava açılmıştır. AYM Anayasanın 148. Maddesine dayanarak açılan davaların reddine karar vermiştir (http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/basin/kararlarailiskinbasinduyurulari/genelkurul/detay/21.html)

Gelinen aşamada ise hükmet tarafında sürpriz olarak nitelendirilebilecek bir adım atılmış ve OHAL döneminde çıkarılan bütün KHK’ların meclis onayına sunulmasına karar verilmiş ve neticede bütün KHK’lar meclis tarafından onaylanmıştır.

Peki TBMM tarafından onaylanan KHK’lar kanun haline gelir mi ve AYM tarafından Anayasaya uygunluğunun denetimi mümkün müdür?

Bu soruya verilecek cevap pratik bakımdan da çok önemlidir. Zira, eğer bu işlem kanun biçiminde ise, bunun AYM tarafından denetimi mümkündür. Yok eğer bu işlem “parlâmento kararı” niteliğinde ise, bunun AYM tarafından denetlenmesi mümkün değildir.

Prof Dr. Kemal Gözler’e göre olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin TBMMarafından aynen veya değiştirilerek onaylanmasına ilişkin olan işlemleri kanun değil, “parlâmento kararı” dır. Dolayısıyla bunların kabulü sonrasında Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya uygunluk bakımından denetlenmesi mümkün değildir. (http://www.anayasa.gen.tr/khk-3-s-173-283.pdf)

Aynı görüşü Prof Dr. Ersan Şan da paylaşmaktadır. Ersan Şan, parlamento onayının, bir KHK’yı kanun haline getirmeyeceğini, olağanüstü halin devamı süresince OHAL KHK’larının yürürlüğünün devam edeceğini, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin OHAL boyunca bu KHK’ları denetleyemeyeceğini, olağanüstü halin sona erdirilmesiyle OHAL KHK’larının kendiliğinden yürürlükten kalkacağını, olağan Kanun yapma yolları kullanılarak bu KHK’ların parlamento tarafından kabulü söz konusu olmadıkça tekrar yürürlüğünün mümkün olmayacağını savunmaktadır. http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/2256905-khkdan-kanun-olur-mu)

Ancak bu görüşler ne doktrinde, ne Anayasa Mahkemesi içtihatlarında, ne de uygulamada kabul edilmektedir. OHAL KHK’ları TBMM tarafından onaylandıktan sonra kanun haline dönüşeceği hususu çoğunluk tarafından doktrinde savunulmuş ve AYM içtihatlarında ve TBMM uygulamasında kabul görmüştür. Doktrinde Ergun Özbudun, Erdoğan Teziç, Burhan Kuzu, Necmi Yüzbaşıoğlu gibi yazarlar, OHAL KHK’larının TBMM’nin onayından sonra diğer kanun hükmünde kararnameler gibi kanuna dönüşeceklerini savunmaktadırlar.

AYM’de de aynı yönde karar vermiştir. AYM 10 Ocak 1991 tarih ve K.1991/1 sayılı Kararında “Meclis bu kararnameleri hemen görüşecek, gerekli görürse değiştirecek ve bu kararnameler onaylanmış biçimleriyle diğer KHK’ler gibi yasaya dönüşecektir” demiştir. (http://kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/b1077894-6c60-4143-b866-5918178b684e?excludeGerekce=False&wordsOnly=False)

Peki OHAL KHK’ları kanuna dönüşünce nasıl bir sonuç çıkar?

Kanunların Anayasa’ya uygunluğunun denetimi AYM tarafından soyut ve somut norm denetimi olmak üzere iki yolla gerçekleştirilmektedir.

Soyut norm denetimi, yani iptal davasını Cumhurbaşkanı, iktidar ve ana muhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyeler açabilir. Dava açma süresi TBMM tarafından kabul edilen KHK’ların Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak 60 gündür.

Parlamento tarafından kabul edilen 26 KHK’nın anayasaya uygunluğuna ilişkin olarak iptal davasının açılması için CHP tarafından bir çalışma başlatıldığı haberlerde yer almıştır. İlerleyen günlerde hangi KHK’lara karşı dava açılacağını görebileceğiz.

Somut norm denetiminde ise, ilgili kişi, mahkeme önündeki davada uygulanacak Kanun (veya KHK) hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürebilmektedir.  Eğer mahkeme bu iddiayı ciddi görürse veya kendisi uygulanacak hükmü Anayasaya aykırı görürse Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. (En fazla 5 ay)

Özetle; eğer AYM doktrindeki çoğunluğa göre değerlendirme yapsa ve geçmişteki içtihadını değiştirmezse, TBMM tarafından onaylanan KHK’ları kanun olarak kabul edecek, CHP’nin başvurusu üzerine bu KHK’ların anayasaya uygunluğunu esastan inceleyecektir. Eğer CHP KHK’ları AYM önüne taşımaz ise, OHAL Komisyonundan red kararı alan kişiler görevli Ankara İdare Mahkemelerinde açacakları davalarda kendisi hakkındaki KHK’nın Anayasa’ya aykırılığını ileri süreceklerdir. Mahkeme bu iddiaları ciddi görürse veya re’sen hareket ederek konuyu AYM’ye gönderecek ve gelecek karara göre de davaya ilişkin kararını verecektir.

Şayet Ankara İdare Mahkemeleri anayasaya aykırılık iddiasını AYM’ye taşımaz ise, temyiz aşamasında da bu iddia davacılar tarafından ileri sürülebilecek ve iddia ciddi görülürse yada re’sen Danıştay tarafından KHK’lar Anayasa Mahkemesi önüne taşınabilecektir.

İster soyut ister somut norm denetimi yoluyla olsun AYM işin esasına girip KHK’ların iptaline karar vermesi mümkündür. AYM’nin iptal kararları kural olarak geriye yürümemekle beraber hak kaybına neden olan Kanun veya KHK’ların iptali kararlarının geriye yürüyebileceğini AYM kabul etmektedir. Yani KHK’ların iptaline AYM tarafından karar verilirse, bu KHK’lar hiç kabul edilmemiş gibi sonuç doğuracaktır.

Eğer AYM geçmiş içtihadından vazgeçip KHK’ların onaylanmasını parlamento kararı olarak kabul ederse, bu durumda soyut veya somut norm denetimi mümkün olamayacak, yani açılacak davalara AYM esastan bakmayacak, KHK’ların iptaline karar veremeyecektir. Bu durumda OHAL’in sona ermesiyle birlikte bütün KHK’ların geçerliği de sona erecektir. Ancak bu daha zayıf bir ihtimaldir.

KHK’ların onayına ilişkin TBMM kararının parlamento kararı olarak kabul edilmesi ve OHAL’in sona ermesinden sonra da KHK’ların yürürlüğünü devam etmesi ihtimali var mıdır? Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı olsa da, zayıf bir ihtimal olarak elbette vardır. Anayasa Mahkemesinin bu konuda nasıl bir karar vereceğinden emin olmak son derece güçtür. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde bahsedilen durumun açıklığa kavuşacağı düşünülmektedir.

Sonuç olarak; KHK’ların TBMM tarafından onaylanmış olması, normale dönüş ve hukuk devleti olma açısından son derece olumlu bir adımdır. KHK’larla hak kaybına uğradığını düşünenler açısından olumsuz değil tam tersine olumlu bir durum söz konusudur. AYM’nin bundan sonra oynayacağı rol ülkemizin geleceği ve mağduriyet yaşayanlar açısından son derece hayatidir. AYM’nin vereceği kararlarda sadece ve sadece hukuki gözeteceğine yürekten inanıyor ve ümit ediyorum.

Yazar: Mülga

 

Her türlü içeriğinin tüm telif hakları basvuruyorum.com’a aittir. Basvuruyorum.com sitesinde yer alan bütün yazılar, tasarım ve düzenlemelerimiz telif hakları 5846 numaralı yasa ile korunmaktadır. Bunlar basvuruyorum.com’un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.

2 yorum

  1. Yanlış ve mağdur olduğunu düşünenleri zor durumda bırakacak bir yazı olmuş. İdari yargının da aklına karpuz kabuğu düşürülmüş. Somut norm denetimine başvuracak kişinin OHAL Komisyonu’na başvurmasına gerek yoktur. OHAL Komisyonu’ndan red alan kişinin de bu kararın iptali için idari yargıya gittiğinde somut norm denetimine başvurmasına gerek yoktur. Çünkü idari yargıya ihraç işleminin iptali yetkisi, yine bir kanun geçerliliğinde belge olan 685 Sayılı KHK’yla verildi. Bu durumda, idari yargı, somut norm denetimine başvurmaksızın iptal kararı verebilir. Kişi, OHAL Komisyonu’nun kararından ÖNCE, idari yargıya gitmek isterse, somut norm denetimi talep etmesi o durumda şart olur. Bu yazıda, iki ayrı hak birbirine karıştırılarak OHAL Komisyonu kararı sonrasında bile başvurulduğunda, mahkemenin 685 Sayılı KHK’yla doğrudan iptal kararı verebilme yetkisi varken, bunu kullanmayıp, kendini rahata almak için önce AYM’ye gidebilme fırsatı mahkemenin aklına düşürülmüş.

  2. Öncelikle şunu söylemem gerekir, basit bir yazıya olması gereken den çok fazla anlam yüklenmiş. Bu yazının “idari yargının aklına karpuz kabuğu düşürdüğünü söylemek” her şeyden önce yargıda görev yapan değerli hakimlerin bilgi ve tecrübesine hakarettir.

    Şimdi yorumdaki yanlışlara geçelim.

    1) 685 sayılı KHK (ki yakında kanun olacak) OHAL komisyonunu başvurulması zorunlu idari bir yol olarak öngörmüş. AİHM de bunu bu şekilde kabul etmiştir. KHK’lar kanunlaşsa bile kişi OHAL komisyonuna başvurmadan doğrudan idare mahkemesinde dava açılırsa, kanaatimce zorunlu başvuru yolları tüketilmediği gerekçesiyle başvurusu ön incelemeden reddedilecektir.

    2) “OHAL Komisyonu’ndan red alan kişinin de bu kararın iptali için idari yargıya gittiğinde somut norm denetimine başvurmasına gerek yoktur.” denmiş yorumda.

    Yazımızda KHK’ların iptalinin ne şekilde sağlanabileceğini tartışmıştık, buna ilişkin yolları belirtmiştik. Elbette OHAL komisyonundan red alanların mutlaka KHK’ların Anayasa’ya aykırılıklarını ileri sürmeleri (somut norm denetimi) gibi bir zorunluluk yok. Eğer sadece kendinizle ilgili bir iptal kararı aldırmak isterseniz, sadece hakkınızda tesis edilen işlemi gerekçesiyle birlikte dava konusu edersiniz ve çıkacak karar da sadece size yönelik olacaktır.

    Örneğin; banka nedeniyle Komisyonda red aldınız diyelim. İdare Mahkemesinde dava açtınız.

    Bankaya para yatırmanın suç olmadığını, bunun kamu görevine son verilmesine dayanak oluşturamayacağını ileri sürdünüz. Ancak uygulanacak KHK’nın anayasaya aykırılığını ileri sürmediniz.

    Mahkeme bu durumda ya davayı red edecek ya da iptal kararı alacaktır. Bu kararları alırken de Mahkeme sizin banka durumunuzu inceleyecektir. İşlemin temeli olan KHK’ları gündem yapmayacaktır.

    Diyelim ki açılan davada; banka ile ilgili iddialarınızın yanında,uygulanacak KHK’nın ilgili maddesinin anayasaya aykırılığını ileri iddia ettiniz.

    Bu durumda Mahkeme banka olayına hiç girmeden önce KHK’nın anayasaya uygunluk sorununu çözecektir. Bunu da KHK’nın ilgili maddesini AYM’ye göndererek yapacaktır. AYM KHK’nın ilgili maddesin iptal ederse ne ala. Bu durumda banka olayına hiç girilmeden iadeniz sağlanacaktır. AYM KHK’nın ilgili maddesini iptal etmezse, bu durumda Bankaya para yatırmanın irtibat-iltisak olup olmadığını mahkeme tespit edip ona göre karar verecektir.

    3) “Kişi, OHAL Komisyonu’nun kararından ÖNCE, idari yargıya gitmek isterse, somut norm denetimi talep etmesi o durumda şart olur.” şeklinde yorumda bir ifade var.

    Yukarıda da ifade ettiğim gibi, OHAL komisyonu yargı yolu öncesinde tüketilmesi zorunlu bir idari başvuru yolu olarak kurgulandığından OHAL Komisyonu’nun kararından önce idari yargıya başvurma imkanı bence yok. Benzer durumlar hukukumuzda var. (Örneğin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda itirazen şikayet başvurusu)

    İdare Mahkemeleri her zaman idari işlemlerin hukuka uygunluğuna ilişkin denetim yapar. Açılan davalarda Anayasa’ya aykırılık durumları ayrıksı durumlardır ve hiçbir zaman zorunlu değildir.

    4) “Bu yazıda, iki ayrı hak birbirine karıştırılarak OHAL Komisyonu kararı sonrasında bile başvurulduğunda, mahkemenin 685 Sayılı KHK’yla doğrudan iptal kararı verebilme yetkisi varken, bunu kullanmayıp, kendini rahata almak için önce AYM’ye gidebilme fırsatı mahkemenin aklına düşürülmüş.” şeklinde bir ifade kullanılmış.

    Herşeyden önce yazıda sadece ve sadece KHK’ların AYM önüne nasıl taşınabileceği konusu tartışıldı. İdare mahkemelerin idari işlemleri iptal yetkisinden hiç bahsedilmedi. Buna rağmen bunların birbirine karıştırıldığı nasıl iddia edilebilir, anlamak güç.

    Mahkemenin iptal yetkisi bir kere 685 sayılı KHK’dan değil, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundan gelmektedir. Davaya uygulanacak KHK hükmünün Anayasa aykırılığı iddiası varken ve bu iddia oldukça ciddiyken hukuken elbette öncelikle bu sorunun çözülmesi beklenir. Bunun İdare Mahkemesine bir kolaylık sağlaması ise, işin farklı bir yönüdür.

    Merak etmesin arkadaş, Anayasa aykırılık iddiasında bulunulan Kanun hükmünü AYM önüne taşımak eskiden de vardı, şimdi de var. Yeni bir şey değil, mahkemelerin kendilerini rahata almayla da doğrudan bir alakası yok. Zaten var olan bir imkandan Mahkemenin haberdar olmadığını düşünüp, yazının bunu Mahkemenin aklına düşüreceğini söylemek ciddi bir tutum olmamış.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*